sessiz bir çekilme

Yazmak, hiçbir zaman kendimi anlatmanın tek bir yolu olmadı. Anlatmak, bir düzen kurmayı gerektirir; oysa içimdeki şeyler düzenli değil. Kırık, dökük, üst üste binmiş, yarım kalmış yığınların arasında bir yerlerdeyim. Yazınca onları bir hikâyeye dönüştürmüyorum, sadece ağırlıkları değişiyor. Omzumdan alıp kâğıdın üzerine bırakıyorum sessizce, kendimce.

İnsan bazen kendisiyle ne kadar da fazla. Söylenmemiş cümleler, bastırılmış tepkiler, yerini bulamamış öfkeler biriktiriyor. O kadar üst üste hayatlarla doluyum ki, her bir katmanı başka bir evren, bir hâl bulamıyor, içimde susuyorum. Susmalar birikiyor ve zamanla sertleşiyor; kalbimi duyuyorum, acımış, yorgun atıyor, alıp başını gitmek istiyor.

Yazmaya başladığım o anlarda ruhum hafifliyor.
Ancak böyle kurutuluyorum beni esir alan fazlalıklardan;
kime ait olduğu bile belli olmayan düşüncelerden,
başkalarının sesiyle içimde konuşan cümlelerden,
bana yüklenmiş ama bana ait olmayan hikâyelerden.

İşte tam burada yazmak, bir anlatı değil, bir arınma hâli oluyor; hâlimin hiç’liklerinde.

Yazmak, kalbi boşaltmanın en sessiz yolu. Kendimi anlatmak zorunda kalmadan var olabildiğim tek yer belki de burası. Kâğıt, beni anlamak zorunda değil; yargılamıyor, sormuyor, sadece dinliyor.

Belki de bu yüzden yazıyorum. Ne anlaşılmak, ne hatırlanmak maksadım. Sadece, kendimle arama küçük bir mesafe koyabilmek için. Çünkü insan, ancak kendinden biraz uzaklaşınca nefes alabiliyor.

Bazen bir cümle yazıyorum ve ardından uzun süre susuyorum. Çünkü o cümle, içimde günlerdir dolaşan bir ağırlığı alıp götürüyor. Geriye kalan o boşlukta nefes almak mümkün oluyor. Tasavvufun söylediği gibi, kalp doluyken hakikat sığmıyor. Derdim hakikati aramak değil, hakikatin sığabileceği yeri açmak. İçimde durmadan söz alan, oradan oraya koşturan “ben”i biraz olsun durdurmak. O küçük kıza sarılıp “sen yoruldun, hadi artık dinlen” demek. Yürekten ona sarılıyorum; kendimi ne kadar çok özlemişim. Benden geriye ne kaldıysa, ne kadar kaldıysa, onunla olmaktan mutluyum.

Tıpkı denizdeki bir dalga gibi,
kıyıya vurmuş damlalarımı alıp,
yeniden derinlere gidiyorum.


Next
Next

yaşanılası hayatlar